harab ettİ tÜtÜn benİ
l 2 3 4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 12 Ocak 1988, Beşiktaş (Kırşehirli Ozanımız)
|
|
|
ÖMÜR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR.

Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor: "Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?"
Dede tatlı birgülücükle: "Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun: "Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der. Dede: "Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye cevap verir. Torun yeniden sorar: "Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?"
Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa: "Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı. O ezan "Namazsız ezan"dı. insan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da "Ezansız namaz"dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına. "Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan. İşte yavrum öMüR, EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!"




















