------------------------------------------

SİTE İÇİNDEN

------------------------------------------


 Anasayfa

 Necati İşler
 Hazin Hatıra
 7'den 70'e Kitaplar

 Site Sahibine
     Mektup Gönder

     


 Referandum



DinKültürüVİTAMİN

Harap etti tütün Beni



Diyanet Çocuk




Sûreler ve Duâlar




Videolar
         (Ezan-Abdest-Namaz)





Video indir





İlahi Dinle




Yüreğimizdeki Ezgiler




SATRANÇ





OFİS DERSLERİ ve XP
Bu belgeler için "Aç / Open" ya da "Kaydet / Save"
seçeneklerini tıklayabilirsiniz. Bu belgeler için "Aç / Open" ya da "Kaydet / Save"
seçeneklerini tıklayabilirsiniz. Bu belgeler için "Aç / Open" ya da "Kaydet / Save"
seçeneklerini tıklayabilirsiniz.

Bu dersleri açmak için AdobeFlashPlayer ve
Flash2x_player
bilgisayarınızda yüklü olmalıdır.


EZANLAR

Ezan1.mp3
Ezan2.mp3
Ney ile Ezan


3D MEKANLAR





------------------------------------------

ADRESLER

------------------------------------------

D.İ.B
M.E.B
Dikab.com
Dinibil.com
Dinahlak.com
3dmekanlar.com
Namazzamani.net
Sonpeygamber.info
Dindersisunulari.com
Hayrettinkaraman.net


------------------------------------------

AKADEMİK

------------------------------------------

Din Bilimleri
İlahiyat Fakülteleri
ilahiyat Âlemi
Dinegitimi.net

 

------------------------------------------

Diyanet Meal

------------------------------------------





------------------------------------------

Diyanet İlmihali - PDF

------------------------------------------




------------------------------------------

Hayrettinkaraman.net

------------------------------------------



------------------------------------------

Namazla Yeniden Doğdum

------------------------------------------




"Cami Işıkarına Bakan Çocuk" Ahmet ALTAN

------------------------------------------

 






aÇlIĞIm ve susuzluĞumla bİldİrİyorum.

Ramazanla beraber, bir milyar insan, kendilerini yaratan ve yaşatanın kim olduğunu ilân eder.

Bütün nimetlerin Ondan geldiğini duyurur göklere.

İnsanlar, nasıl Onun nimetleriyle doyarlarsa, Onun bir emriyle aç kalırlar.

Ve gün boyu, Onun izin vereceği dakikanın gelmesini beklerler sabırla.


     

Açlık da, tıpkı tokluk gibi bir mutluluk olur onlar için.Görmedikleri Rabbine görmüş gibi inananlar, açlık günlerinin gelişini özlemle beklerler bir yıl boyunca.

İki mutluluğu birden yaşamak ve insanın yaratılış sırrını âleme ilân etmek için.

 








Ey Rabbim!

Beni yaratan Sensin.

Beni rızıklandıran da Sensin.

Gökten ve yerden türlü türlü nîmetleri önüme seren Sensin.

Sen nasip etmeseydin, ağaçlar dallarıyla meyvelerini sunmazdı bana.

Sen ilham etmeseydin, arılar bal yapmazdı benim için.

Sen boyun eğdirmeseydin, koyunlar sütünü ve etini bana sunmazdı.

Sen yaratmasaydın, denizler türlü türlü balıklarıyla benim için bir sofra olmazdı.

Sen emretmeseydin, pınarlar buz gibi suyuyla beni serinletmezdi.

Eğer Sen izin vermeseydin, sağlık ve afiyet vermeseydin, bütün bu nimetlerden birteki benim boğazımdan geçmezdi.

Bana yediren de Sensin, içiren de, ey Rabbim. ey Göklerin ve Yerin Rabbi, ey Âlemlerin Rabbi!

Seni görmedim, ama görmüş gibi iman ettim.

Sen de "Göster" buyurdun. "Göster imanını âlemlere."

İşte, orucumla gösteriyorum.

Açlığım ve susuzluğumla bildiriyorum.

Sahurdaki zevkimle, oruçtaki şevkimle, iftar vaktindeki neş'emle, göklere ve yere, İnsanlara ve meleklere ilân ediyorum:

Beni Âlemlerin Rabbinden başka hiç kimse doyuramaz.

Ve Ondan başka hiç kimse beni aç bırakamaz.




HOŞGELDİN EY ONBİR SULTANI

 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Dünya azuları, kuşattı beni,
Köle kıldım... bu nefsime bedeni,
Gör ki; yorgun düştüm..özledim seni
Hoşgeldin ey! onbir ayın sultanı.

Özledim... o solgun, nurlu tenleri,
Günahtan arınmış,ak bedenleri
Rahman cemaline, aşk çkenleri,
Hoşgeldin ey! onbir ayın sultanı

Bir başka güzeldir, şimdi simalar,
Bir başka açılır, yüce semalar,
Bir başka yükselir, hamd-ü senalar,
Hoşgeldin ey! onbir ayın sultanı.

Yürekler, bir başka hislenir şimdi,
Beden değil... ruhlar beslenir şimdi,
Ezanlar bir başka yükselir şimdi,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Nice kullar mabetlerle barışır,
Nice insan meleklerle yarışır,
ALLAH nidaları arşa ulaşır,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Yorgun topraklara, nadas çekilir,
Sabır tohumları gün gün ekilir,
Mahşerde meyveye döner dökülür,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Dünyayı kuşatır tekmil melekler,
Her rızkın başında bin melek bekler,
Geçerlidir şimdi bütün dilekler,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Bir başka uzanır yoksula eller,
Şefkatle ram olur en katı diller,
Yaş değil müjdedir gözdeki seller,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Bir başka gülümser gümüş kubbeler,
Kubbelerden taşar içten tevbeler,
Dağıtılır en muteber rütbeler,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

O minareler ki şimdi her biri,
Arş'a tevhid yazan kalemler gibi,
Bir başka nakşeder kalbe tekbir'i
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Oruçları ecri,Hak'tan biçilir,
Kadir gecesinde gökler geçilir,
O gece Cennette,mekan seçilir,
Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Hoşgeldin beşerin gönül köşküne,
Şahid ol ki,ibadetler meşkine,
Ve Hazreti Muhammed'in aşkına,
Hoşgeldin,Hoşgeldin ey onbir ayın sultanı.

Cengiz NUMANOĞLU




Sahur sofrasIna inen melekler

Uykunun en derin koytağında, tatlı bir mahmurlukla kalkıp sofraya oturmanın nasıl bir cazibesi olabilir? Doğrusu, dünyevi olan hiçbir şey, gecenin sabaha evrildiği saatlerde sıcak yatağından ve uykunun başka saadetlere tercih edilemeyecek tadından ayıramaz insanı.

 

Ancak uhrevî bir şölene dönüşen sahur vakitleridir ki hem uykunun saltanatını yıkar hem de soframızdakilerin bütün ağırlığını alarak yiyeceklerimizi cennet nimetleri gibi latif bir hale dönüştürür. Sahurların tadını bilmeyenler ne kadar talihsizdir! Söz konusu olan yemek değildir sanki, "uhrevî" bir beslenmedir. Biraz sonra vakit tamam olacak ve dünyevi olan ne varsa vedalaşacağız onlarla. Başka bir zamana yolculuğa çıkacağız; o yolculuk için arınıp, dünyalık giysilerimizden sıyrılacağız. Vaktin armağan ettiği neşe, gönül huzuru ve dinginlikle meleklere has bir letâfet ve zarafet kazanır sahur sofrasının etrafına oturanlar. Başka hiçbir zamanda, hiçbir sofrada yaşanmayacak tatlar alırız bu vakitlerde. Çok az konuşarak ve yalnız duyarak, hissederek yaşarız...

Şaşırtıcı ve asıl tatlı olan, bu uhrevî vakitlere çocukların gösterdiği anlaşılmaz ilgidir. Onlar da kendi oyunlarına hiç benzemeyen bir oyun gibi görürler gece ortasında kalkıp yemek yemeyi. Büyüklerin o her zamanki tavırlarından sıyrılıp inceldiklerini, melekleştiklerini görür ve şaşırırlar. Bu gece ortası serüveni, onlar için kaçırılmayacak bir fırsattır. Sınırsız bir özgürlük ve nazlanabilme hakkı bulurlar kendilerinde. Oruç, onlar için aslında pek kavrayamadıkları; ama bütün oyunlarından, bütün eğlencelerinden daha çok tat aldıkları, heyecan duydukları bir zamanın adıdır. Küçücük beyinlerinde çoğalttıkları, resmettikleri; kendine has vakitleri, dekorları kuralları ve eğlenceleri olan bir zaman, oruç zamanı...

Oruca ilk başlayışlar ne hoş hikâyelerle, ne eğlenceli oyunlarla yaşanır. "Ben de oruç tutacağım!" "Sen küçüksün tutamazsın..." Tutarım, tutamazsın... "İyi öyleyse sen tekne orucu tut, yarım gün tut..." Gün doğup yükselince unutmalar, acıkıp mızmızlanmalar... Büyü bozuluverir, oruç kuşu uçup gider!.. "Anlaşma bozuldu, ödülü kaybettin!.." "Söz, yarın bozmayacağım orucumu..." "Hadi bakalım!..."

Çocukluğumuzda bize orucu bir oyun gibi sevdiren büyüklerimize minnet duymalıyız. Hatıralarımız arasında tadını asla unutamayacağımız sahneler, ramazan günlerinin sahur ve iftar saatleridir. Çocuk bedenimizle hiç de kolay kaldıramayacağımız "açlık", anlamını belli belirsiz kavrayabildiğimiz "oruç" kavramıyla nasıl da sevimli, neşeli bir oyuna dönüşüvermiştir! Keşke, hayatın bütün yükümlülüklerini böyle güle oynaya, böyle gönüllü kabullenme şansımız olsaydı.

Kim bilir, her birimiz çocukluğumuzun kaç yıl uzağında, bir ramazanı daha karşıladık. Kendi adımıza, ruhumuzu çiçeklendirecek verimler bulup çıkarırız günlerin arasından. Oruçlu saatler, mutlaka yüz aydınlığı, gönül yüceliği bağışlayacaktır bize. Fakat çocuklar, ille de çocuklar! Kendi yaşadığımız müstesna zamanları onlardan niye esirgeyelim? Sahur sofrasına inip kalkan meleklere, evimizin melekleri de karışsa ne hoş olur!

Ali ÇOLAK
http://arsiv.zaman.com.tr/2001/11/17/yazarlar/AliCOLAK.htm

















kAYNAK: kİMSE yOK MU dERGİSİ